27 Kasım 2009 Cuma
25 Kasım 2009 Çarşamba
Düzenlemeli mi?
Hep yazıyorum ya,uykuyla çok mücadele ettim diye,kızım uykuyu sevmiyor diye.Ben de mutlaka bir düzeni olmalı,saatini bilmeli,ben de bilmeliyim günümü ona göre programlamalıyım,sevmiyor da olsa saatlerce sallayacak da olsam saatinde yatağa gidilmeli ve uyumadan o odadan çıkılmamalı geceyi,gündüzü ayırt edebilmeli diye epey bir uğraştım.Dışarıdaysam pusetinde uyutmayı denedim bir kaç defa ;olmadı,uyumadı,hep reddetti.Yatağında en azından daha rahat daha uzun uyuyor diye ne mi yaptım?Gittiğim her yerden iki saat içinde geri döndüm.Dönülmeyecek bir mesafeyse gitmedim,uzun bir süre hiç dışarı çıkamadım,akşam gidilen herhangi bir yerden 9,5 da uyuyor diye 8,5 ta kalktım.O bir saati mama yedirme,bezini değiştirme,giydirip uyutmaya ayırdım.Dakika dakika hesapladım bunları.Bir ara abarttığımı farkettim hayır 4 de uyanması gerekiyordu daha 4 e çeyrek var dediğimi duydum.Telefonda arkadaşlarıma ''ama orada Irmağı uyutamam siz gidin'' cümlesini defalarca kurdum.Sonuç;yazının içinde aslında.Kendimce başardım bişeyleri.Şimdi son derece dakik bir uyku düzenimiz var.Ama asıl olmasını istediğim şey; pusetinde de uyuyabilen,yastığını seçmeyen ,her gittiğin yere yastık,battaniye götürmek zorunda kalınmayan,gece herhangi bir yerde uyuduğunda kucağıma alırım farketmez (uyanmaz) diyebileceğim ya da gelen misafire yavaş konuşun demek zorunda kalmayacağım bir uykusever yaratmaktı.Ama bu cüceler kendi karakterleriyle doğuyorlar.Sevdikleri var,bağımlılıkları var,tercihleri var,beğenileri var vs...
Şimdi artık büyüyüp bebeklikten çıkma yolunda ilerlediğimiz ,benim de sosyal hayatıma dair planlar yaptığım,bu 1,5 senelik ev kuşu olma durumundan artık sıyrılmak istediğim için midir bilmiyorum bu kadar düzen iyi miydi diye soruyorum kendime.Ben bu denli üstüne gitmeseydim düzen düzen diye tutturmasaydım hiç mi uyumazdı bu çocuk?Yemek düzeninde de aynı sistemi kurdum,hiç şaşırmadım saatini hasta ya da diş çıkarma dönemleri hariç koşmadım peşinden yesin diye.O gün yoğurdunu yemeyi atladıysak kahrettim kendimi.Şimdi Irmak saat 13.00 civarı mutfağa gelip tepsiyi ,peçeteyi eline alıp hadi mammmma diyor.Çok mu mühim?Artık kendi kurduğum sistemi biraz gevşetmeye,biraz rahatlatmaya karar verdim.Sağlıklı olsun,mutlu olsun varsın çok da düzenli olmasın.Hatırlıyorum;13 aylıktı Irmak,henüz yürümemişti de etrafımızdaki bazı cin (ya da hin)fikirliler geç kalmış yürümek için demişlerdi.Halbuki ben biliyordum onun neler yapabildiğini,yürümenin ve konuşmanın zekadan tamamen bağımsız olduğunu ve geç kalması için 18 aylık olması gerektiğini(zira 18 aydan önce bir bebeğin yürümesi geç kalmış denilmiyor tıbben).Biliyordum ama yine de yürümesi için gün içerisinde alıştırmalar yaptırıyordum.Sonra deli miyim ben dedim?İstediği zaman ,cesaret ettiği zaman yürüyecek ve bir hafta içinde yürümek ne kelime koşmaya başlamıştı.Şimdi bu kadar yakın bir zaman ''geçmiş'' gibi geliyorsa bana ,çocuklar zamanında her şeyi yapıp bizim çabamızı unutturuyorlarsa,bu denli sistemli olmak sıkıcı zorunlulukları da getiriyorsa beraberinde düzen iyi midir kötü müdür diye sormak geliyor içimden.
Şimdi artık büyüyüp bebeklikten çıkma yolunda ilerlediğimiz ,benim de sosyal hayatıma dair planlar yaptığım,bu 1,5 senelik ev kuşu olma durumundan artık sıyrılmak istediğim için midir bilmiyorum bu kadar düzen iyi miydi diye soruyorum kendime.Ben bu denli üstüne gitmeseydim düzen düzen diye tutturmasaydım hiç mi uyumazdı bu çocuk?Yemek düzeninde de aynı sistemi kurdum,hiç şaşırmadım saatini hasta ya da diş çıkarma dönemleri hariç koşmadım peşinden yesin diye.O gün yoğurdunu yemeyi atladıysak kahrettim kendimi.Şimdi Irmak saat 13.00 civarı mutfağa gelip tepsiyi ,peçeteyi eline alıp hadi mammmma diyor.Çok mu mühim?Artık kendi kurduğum sistemi biraz gevşetmeye,biraz rahatlatmaya karar verdim.Sağlıklı olsun,mutlu olsun varsın çok da düzenli olmasın.Hatırlıyorum;13 aylıktı Irmak,henüz yürümemişti de etrafımızdaki bazı cin (ya da hin)fikirliler geç kalmış yürümek için demişlerdi.Halbuki ben biliyordum onun neler yapabildiğini,yürümenin ve konuşmanın zekadan tamamen bağımsız olduğunu ve geç kalması için 18 aylık olması gerektiğini(zira 18 aydan önce bir bebeğin yürümesi geç kalmış denilmiyor tıbben).Biliyordum ama yine de yürümesi için gün içerisinde alıştırmalar yaptırıyordum.Sonra deli miyim ben dedim?İstediği zaman ,cesaret ettiği zaman yürüyecek ve bir hafta içinde yürümek ne kelime koşmaya başlamıştı.Şimdi bu kadar yakın bir zaman ''geçmiş'' gibi geliyorsa bana ,çocuklar zamanında her şeyi yapıp bizim çabamızı unutturuyorlarsa,bu denli sistemli olmak sıkıcı zorunlulukları da getiriyorsa beraberinde düzen iyi midir kötü müdür diye sormak geliyor içimden.
22 Kasım 2009 Pazar
gymboree...
Gymboree'nin deneme dersi...Hem oyun oynatıyor,hem öğretiyor.Daha ne olsun!Aşağı-yukarı kavramları işlendi bu hafta.Bol müzik,dans,aktivite.Kızım çok sevdi,bayıldı hatta.Çok güzel uyum sağladı.Oyun ablasını hayran hayran izledi.Bütün gün abba(abla), gol ,nay nay diyip durdu babasına.Dönüşte de yorgun düşmüş küçük bedenlere üç saatlik deliksiz uyku gibi bir bonus veriyorlar:)
Tekrarı olur mu bilmiyorum(babamızı ikna ederiz belki,birazcıkkk pahalı da).İmkanı olanlar için şiddetle tavsiye ediyorum
BUGÜNE BİR NOT:
Sabah uyandık,babamız pazar olma dolayısıyla evde tabii.Küçük hanım ortamızda.Konuşuyoruz eşimle ne yicez kahvaltıda .Ve ırmak:çorrrbaaa demesin mi?Gülmekten karnımıza ağrılar girdi.Ne zaman bu kadar büyüdü?
Tekrarı olur mu bilmiyorum(babamızı ikna ederiz belki,birazcıkkk pahalı da).İmkanı olanlar için şiddetle tavsiye ediyorum
BUGÜNE BİR NOT:
Sabah uyandık,babamız pazar olma dolayısıyla evde tabii.Küçük hanım ortamızda.Konuşuyoruz eşimle ne yicez kahvaltıda .Ve ırmak:çorrrbaaa demesin mi?Gülmekten karnımıza ağrılar girdi.Ne zaman bu kadar büyüdü?
18 Kasım 2009 Çarşamba
Oyun grubu...
Fotoğraflar Begüm,Alya(bu hafta katılamadılar),Ömer ve Irmak'tan oluşan , son derece keyifli geçen haftaya Gymbrooe'da buluşmak üzere sözleşerek ayrıldığımız oyun grubumuzun 2.buluşmasından...
15 Kasım 2009 Pazar
Cezalıyım...
Sadece yere monte edilmiş bir kitaplık,koltuk takımı,buzdolabı,yatak ve kızımın oyuncaklarıyla dolu bir ev istiyorum.Yerler de zerre açık kalmayacak şekilde halı kaplı olsun.Kısmen bunu yapmaya çalıştık.Bütün sivri köşelerde korunaklar var(hani şu ikeanınkiler).Buzdolabına kilit taktık.Evde sehpa namına hiç bişey yok.Prizlerde güvenlik kilidi de var.Ama kızım büyüyor.Ve hareket had safhada.Büyüdükçe rahatlarım diyordum,şimdi arkamı dönemez oldum.Hiç oturmadan koca günü bitiriyoruz birlikte.Hal böyle olunca bizim kazalar da artmaya başladı.Cuma günü koltuktan düştü hem de çok feci ağzının üstüne ,patladı dudağımız.Kucağıma aldığımda kan görünce nasıl kaptım nasıl hastaneye gittim,bilemedim.İkimiz birden ağlıyoruz.(bir zamanlar soğuk kanlıydım ben!)Neyse ki bişey yok.Sadece dudağı patlamış dedi doktor.O sadece dedi ama ben vicdan azabından ölücem.Ya daha kötüsü olsaydı.Ya dişi kırılsaydı,ya dikiş atılmak zorunda kalınsaydı....Sakinleşip geri döndük.Bu akşam ; kitaplarına bakarken oturabilsin diye aldığım küçük sandalyeyi çıkardık ortaya,iki saniyelik arkamı dönmemle sandalyeyle beraber geriye doğru düşmesi bir oldu.Tabii çığlık kıyamet.Şişmemesi için gözyaşları içinde buz koyduk vs...Bendeki vicdan azabı doruklara çıktı.Dikkatsiz değilim elbet ama ;demek ki daha fazlası gerekiyor.Çünkü gözlerinden akan boncuk gibi yaşlara kıyamıyorum,dayanamıyorum ve kendime uzun süreli bir ceza veriyorum.Yanından bir an olsun ayrılmayacağım,arkamı dönmeyeceğim,gerekirse postun başında yazdığım gibi bütün evi baştan başa değiştireceğim,daha fazla canının yanmasına izin vermeyeceğim,duyurulur...!!!
06 Kasım 2009 Cuma
1,5 yaş deyince...
Deyince bir tuhaf oldum.Hep 15.ay,16.ay diye neler yaptığımızı yazmaya çalışıyorum;ama bu defa 18.ay diye yazmaya elim gitmedi.1,5 yaş diyeyimde kızı büyüttüm diye şöyyyylee bir gururlanarak başlayayım yazmaya:
-Beslenme düzenimizde çok fazla bir değişiklik yok.Sabah kahvaltısını tereyağlı omlet,peynir,zeytin(mevsime göre salatalık ,domates)ıhlamur ya da süt şeklinde veriyorum.Haftada 2 gün karışım yapıyorum.İçine fındık,ceviz,pekmez de girsin diye.Öğlen mutlaka çorba içiyor.(mercimek,tarhana,yayla,sebze,brokoli,tavuk suyu)Çorbaların içine kıyma ya da et parçaları koyuyorum.Akşam da sebze yemeği,pilav ya da makarnayı dönüşümlü olarak veriyorum.Haftada bir gün mümkünse somon balığı ,bir gün köfte yediriyorum.Ara öğünleri genelde meme emerek geçiştiriyor ;ama bazen eline kuru kayısı,incir gibi şeyler veriyorum.Akşam yemeğinden iki saat kadar sonra mandalina ya da elma yiyor.Muz ve kiviyi bazen püre şeklinde ana öğün olarak yiyor.Dışarıdaysak eğer kavanoz mamaları ya da danone hem değişiklik olması hem de kolaylığı açısından tercih ettiklerim arasında(ama sadece iki haftada bir)
-Uykuyu sevmiyor oluşunu kabullendim artık.Ben de sevmiyorum zaten,günlerce uykusuz kalıp hiç off demeden işe gitmişliğim çoktur.Bana benzedi demekki diyerek kapattım bu konuyu.Çok mücadele ettim,denemediğim yöntem kalmadı.Sonuç olarak bir çok anneye göre belki başarısız ;ama bizim özelimizde son derece başarılı sayılabilecek gündüz iki saatlik deliksiz ,gece saat başı emmek için uyanıp tekrar geri uyunan ;ama ilk uykuya geçiş aşamasında ayağımda sallanan ve gece koynumdan çıkmayan bir uyku düzeni oturtabildik.Buna da şükür,şu an memnunum.
-Oyuncaklarını her ay dönüşümlü olarak koyuyorum sepetine;çok fazla olmamak koşuluyla.Sadece oynamaktan zevk aldığı bir kaç oyuncak.Lego,bebek,müzikli bir araba,puzzle yeterli oluyor.Çekmece karıştırmaktan ,ne var ne yok ortaya dökmekten daha büyük zevk alıyor.Bir de bebeklerine aşık.Annesiymiş gibi benden ne görürse taklit ediyor.Onlara mama yediriyor,uyutuyor,altını bezlemeye çalışıyor:)
-Yanıma gelip so so(sor ,sor) dediğinde soruyoruz.
Kızım senin adın ne?
Immmaa
Büyüyünce ne olacaksın?
Dokgoo(doktor yaaa:)
Annenin adı ne?
Cucuuu(Burcu)
-Evin içerisinde bir çocuk var dedirten,hoşuna giden yaşam alanları var artık.Oyuncak sepeti,boyuna posuna uygun bir sandalyesi,mutfakta küçücük içine kağıt,kutu gibi şeyler attığı bir çöp kutusu,kanepenin üstünde inekli bir yastığı,banyoda lazımlık,ayna ve havlusu...Her şey ona göre ,özgürce istediği yere gidebilme hakkı tanıyan bir şekilde düzenlendi.Zevk alıyor bundan biliyorum.Biz televizyon izlerken o da kendi yastığına bir kaç dakika bile olsa uzanabiliyor,bir kağıt buldu mu döpe döpe diyerek çöp kutusuna atıp alkışlayarak geri dönüyor.
-Tuvalet eğitimine biraz biraz başladık.Lazımlığına gidiyor bezle birlikte yapıyor kakasını(bu ayrı bir post konusu olsun)
-Çok garip bir korkusu var.Mutfaktaki bazı eşyalardan korkuyor.Tost makinesi,rondo gibi.Özellikle evde sadece ikimiz varsa meyve suyu sıkacağının düğmesine basmak imkansız.Var gücüyle ağlıyor.
En sonunda gayet masumane gözüken rendeden de korktu.Havuç rendelemek için elime her aldığımda koğkuu koğğku diye ağlıyor .Ne garip yahu!
-Eşleştirme çalışmasını Sermin'in yazdıklarının da yardımıyla başarıyla yaptık.Kartlarla kartları bu ay çok daha iyi eşleştirebiliyor.
-Puzzleda da hatırı sayılır bir değişiklik var bu ay.Çok karmaşık olmayan orta dereceli puzzle yapabiliyor,ama bir süre sonra cıvıyıp koltukların altından puzzle parçası topluyoruz.
-Kendisi tam bir dilli düdük.Ne dersen tekrarlıyor ya da çalışıyor.Hadi sen üstünü giyin gibi bişey söylerse biri bana, çıkıyor ortaya hemen attta diye.Aslında bu ay algısının çok daha fazla açıldığını,dahil olmasa da konuşulan biçok şeyi anladığını görmek hiç de zor değil.Anne ve babaya daha çok işin düştüğü bir dönem gibi geldi bana .Geçen gece eşimle yüksek sesle bir şey tartışırken biraz sonra Irmak'ın da bebeğine aynı tavrı sergilediğini gördüm.Çok dikkat etmek lazım,çookk
-Atta sevgisinde hiç bir azalma yok.Ben onu uykuya götürürken bile ayakkabılarını ,montunu alıp attta diye kapıda bitiyor.En mutlu olduğu yer sokaklar.Hele elinden tutmadıysak istediği an durup tekrar koşmaya başlıyorsa.Bir de ananeye gittiğimizi farkettiğinde çok mutlu.Taksi sokağa girer girmez hepsinin isimlerini sayıyor,anne(ananeye de anne diyor),dede,vongo(volkan )..İnsan her istediğinin alındığı,yapıldığı,asla hayır denilmediği bir yerde mutlu olmaz mı?
-Anne dudaaa (dudak)deyip dudaktan öpüşüyoruz artık.Öyle tatlı oluyor ki:)
-Yavaştan iki yaş sendromu kendini gösterir gibi oldu?
Kızım mama yiyelim mi?ıhıııhhh
Kaka yaptın mı kızım?ııııhh ııhhh
Üstünü değiştirelim mi?ses daha da yükselip kıyamet kopacağının sinyalini veren bir ııııhh-ıhhh
Bu hayır anlamındaki ıııh ıhhhların artacağını biliyordum zaten,şimdilik üstüne gitmiyorum.
Kızıma dair yazarken hep bişeyler eksik kalıyor tabi.Bunlar aklıma gelenler,daha ne kadar çok ayrıntı var,yazılamadık.
Ben mi?Ben ise dedim ya 1,5 yaşında bana göre dünya tatlısı bir bücürün annesi olmaktan pek memnun;ama öte yandan son derece sıkılmış durumdayım.Kendimi hep eşofmanlı görmekten,soğuktan eve kapanmış olmaktan,sağlıklı beslenmeyle kafayı bozmak üzere olmaktan sıkıldım.Tamam keyiften evde oturmuyorum bir amacım var çocuğumu büyütüyorum;ama napıyım sıkıldım işte...Şu hayalini kurduğum ama bir türlü para denen lanet şeyi denkleştirip alamadığım fotoğraf makinesini alıp yine hayal ettiğim işi yapmaya başlayabilirsem ya da bunu başarırsam benden mutlusu olmayacak .Hadi ZAMAN çabuk geç,KIZIM tadını çıkararak ama çabuk büyü,PARA sen de çabuk birik,HAYALLER siz de çabuk gerçekleşin e mi?
-Beslenme düzenimizde çok fazla bir değişiklik yok.Sabah kahvaltısını tereyağlı omlet,peynir,zeytin(mevsime göre salatalık ,domates)ıhlamur ya da süt şeklinde veriyorum.Haftada 2 gün karışım yapıyorum.İçine fındık,ceviz,pekmez de girsin diye.Öğlen mutlaka çorba içiyor.(mercimek,tarhana,yayla,sebze,brokoli,tavuk suyu)Çorbaların içine kıyma ya da et parçaları koyuyorum.Akşam da sebze yemeği,pilav ya da makarnayı dönüşümlü olarak veriyorum.Haftada bir gün mümkünse somon balığı ,bir gün köfte yediriyorum.Ara öğünleri genelde meme emerek geçiştiriyor ;ama bazen eline kuru kayısı,incir gibi şeyler veriyorum.Akşam yemeğinden iki saat kadar sonra mandalina ya da elma yiyor.Muz ve kiviyi bazen püre şeklinde ana öğün olarak yiyor.Dışarıdaysak eğer kavanoz mamaları ya da danone hem değişiklik olması hem de kolaylığı açısından tercih ettiklerim arasında(ama sadece iki haftada bir)
-Uykuyu sevmiyor oluşunu kabullendim artık.Ben de sevmiyorum zaten,günlerce uykusuz kalıp hiç off demeden işe gitmişliğim çoktur.Bana benzedi demekki diyerek kapattım bu konuyu.Çok mücadele ettim,denemediğim yöntem kalmadı.Sonuç olarak bir çok anneye göre belki başarısız ;ama bizim özelimizde son derece başarılı sayılabilecek gündüz iki saatlik deliksiz ,gece saat başı emmek için uyanıp tekrar geri uyunan ;ama ilk uykuya geçiş aşamasında ayağımda sallanan ve gece koynumdan çıkmayan bir uyku düzeni oturtabildik.Buna da şükür,şu an memnunum.
-Oyuncaklarını her ay dönüşümlü olarak koyuyorum sepetine;çok fazla olmamak koşuluyla.Sadece oynamaktan zevk aldığı bir kaç oyuncak.Lego,bebek,müzikli bir araba,puzzle yeterli oluyor.Çekmece karıştırmaktan ,ne var ne yok ortaya dökmekten daha büyük zevk alıyor.Bir de bebeklerine aşık.Annesiymiş gibi benden ne görürse taklit ediyor.Onlara mama yediriyor,uyutuyor,altını bezlemeye çalışıyor:)
-Yanıma gelip so so(sor ,sor) dediğinde soruyoruz.
Kızım senin adın ne?
Immmaa
Büyüyünce ne olacaksın?
Dokgoo(doktor yaaa:)
Annenin adı ne?
Cucuuu(Burcu)
-Evin içerisinde bir çocuk var dedirten,hoşuna giden yaşam alanları var artık.Oyuncak sepeti,boyuna posuna uygun bir sandalyesi,mutfakta küçücük içine kağıt,kutu gibi şeyler attığı bir çöp kutusu,kanepenin üstünde inekli bir yastığı,banyoda lazımlık,ayna ve havlusu...Her şey ona göre ,özgürce istediği yere gidebilme hakkı tanıyan bir şekilde düzenlendi.Zevk alıyor bundan biliyorum.Biz televizyon izlerken o da kendi yastığına bir kaç dakika bile olsa uzanabiliyor,bir kağıt buldu mu döpe döpe diyerek çöp kutusuna atıp alkışlayarak geri dönüyor.
-Tuvalet eğitimine biraz biraz başladık.Lazımlığına gidiyor bezle birlikte yapıyor kakasını(bu ayrı bir post konusu olsun)
-Çok garip bir korkusu var.Mutfaktaki bazı eşyalardan korkuyor.Tost makinesi,rondo gibi.Özellikle evde sadece ikimiz varsa meyve suyu sıkacağının düğmesine basmak imkansız.Var gücüyle ağlıyor.
En sonunda gayet masumane gözüken rendeden de korktu.Havuç rendelemek için elime her aldığımda koğkuu koğğku diye ağlıyor .Ne garip yahu!
-Eşleştirme çalışmasını Sermin'in yazdıklarının da yardımıyla başarıyla yaptık.Kartlarla kartları bu ay çok daha iyi eşleştirebiliyor.
-Puzzleda da hatırı sayılır bir değişiklik var bu ay.Çok karmaşık olmayan orta dereceli puzzle yapabiliyor,ama bir süre sonra cıvıyıp koltukların altından puzzle parçası topluyoruz.
-Kendisi tam bir dilli düdük.Ne dersen tekrarlıyor ya da çalışıyor.Hadi sen üstünü giyin gibi bişey söylerse biri bana, çıkıyor ortaya hemen attta diye.Aslında bu ay algısının çok daha fazla açıldığını,dahil olmasa da konuşulan biçok şeyi anladığını görmek hiç de zor değil.Anne ve babaya daha çok işin düştüğü bir dönem gibi geldi bana .Geçen gece eşimle yüksek sesle bir şey tartışırken biraz sonra Irmak'ın da bebeğine aynı tavrı sergilediğini gördüm.Çok dikkat etmek lazım,çookk
-Atta sevgisinde hiç bir azalma yok.Ben onu uykuya götürürken bile ayakkabılarını ,montunu alıp attta diye kapıda bitiyor.En mutlu olduğu yer sokaklar.Hele elinden tutmadıysak istediği an durup tekrar koşmaya başlıyorsa.Bir de ananeye gittiğimizi farkettiğinde çok mutlu.Taksi sokağa girer girmez hepsinin isimlerini sayıyor,anne(ananeye de anne diyor),dede,vongo(volkan )..İnsan her istediğinin alındığı,yapıldığı,asla hayır denilmediği bir yerde mutlu olmaz mı?
-Anne dudaaa (dudak)deyip dudaktan öpüşüyoruz artık.Öyle tatlı oluyor ki:)
-Yavaştan iki yaş sendromu kendini gösterir gibi oldu?
Kızım mama yiyelim mi?ıhıııhhh
Kaka yaptın mı kızım?ııııhh ııhhh
Üstünü değiştirelim mi?ses daha da yükselip kıyamet kopacağının sinyalini veren bir ııııhh-ıhhh
Bu hayır anlamındaki ıııh ıhhhların artacağını biliyordum zaten,şimdilik üstüne gitmiyorum.
Kızıma dair yazarken hep bişeyler eksik kalıyor tabi.Bunlar aklıma gelenler,daha ne kadar çok ayrıntı var,yazılamadık.
Ben mi?Ben ise dedim ya 1,5 yaşında bana göre dünya tatlısı bir bücürün annesi olmaktan pek memnun;ama öte yandan son derece sıkılmış durumdayım.Kendimi hep eşofmanlı görmekten,soğuktan eve kapanmış olmaktan,sağlıklı beslenmeyle kafayı bozmak üzere olmaktan sıkıldım.Tamam keyiften evde oturmuyorum bir amacım var çocuğumu büyütüyorum;ama napıyım sıkıldım işte...Şu hayalini kurduğum ama bir türlü para denen lanet şeyi denkleştirip alamadığım fotoğraf makinesini alıp yine hayal ettiğim işi yapmaya başlayabilirsem ya da bunu başarırsam benden mutlusu olmayacak .Hadi ZAMAN çabuk geç,KIZIM tadını çıkararak ama çabuk büyü,PARA sen de çabuk birik,HAYALLER siz de çabuk gerçekleşin e mi?
05 Kasım 2009 Perşembe
MİM 2...
Sevgili Hicran mimlemiş beni.sorularımız var,buyrun cevaplıyorum:
1-Dolabını açtığında hangi renkler fazla?
Siyah,turkuaz
2-Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
C&A,LC Waikiki,Zara,Joker
3-Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Spor seviyorum.Şıkır şıkır giyinmemi gerektirecek yerlere gitmiyorum genelde.Mümkünse bir eşofman takımı bir spor ayakkabıyla çok rahat edebilirim.
4-Kesinlikle sexy diyebileceğin şeyler?
Seksiliğin tavırla ilgili olduğunu,giyinmekle pek alakalı olduğunu düşünmüyorum;ama illede söylemem gerekirse kısa saç seksi olabilir.
5-Asla giymem dediğin kıyafetler?
Leoparlı bir kıyafet asla giymem.
6-Fiyatı gereği ulaşılması zor olan markalardan biri?
Kıyafet olarak hiç böyle bir takıntım yok.Ama canon fotoğraf makinesini uzun zamandır fiyatından dolayı alamıyorum.
7-En fazla yatırım yaptığın sektör?
Kızımla ilgili oyuncak,kıyafet,kitap
8-Kitap,film,spor hangisini diğerlerine göre daha fazla yapıyorsun?
Film Irmak doğdu doğalı pek izleyemiyorum;yaniiki buçuk saat yerimden kalkmadan film izlemek gibi bir lüksü yaratamıyorum malesef.Kitap okumaya gayret ediyorum.Spor ise hak getire...
9-Dışarıdayken yemek yemeyi en çok tercih ettiğin yerler?
Irmak yanımdaysa mama sandalyesi ve sıcak çorba olan herhangi bir lokanta ,restaruant olabilir.Yok yanımda değilse ayaküstü atıştırabileceğim her yer olabilir.
Ben de eğer yazmak isterse sevgili mummy'e paslıyorum.Kolay gelsin...
1-Dolabını açtığında hangi renkler fazla?
Siyah,turkuaz
2-Alışverişe gittiğinde hangi mağazaya uğramazsan olmaz?
C&A,LC Waikiki,Zara,Joker
3-Kendini rahat hissettiğin giyim tarzı?
Spor seviyorum.Şıkır şıkır giyinmemi gerektirecek yerlere gitmiyorum genelde.Mümkünse bir eşofman takımı bir spor ayakkabıyla çok rahat edebilirim.
4-Kesinlikle sexy diyebileceğin şeyler?
Seksiliğin tavırla ilgili olduğunu,giyinmekle pek alakalı olduğunu düşünmüyorum;ama illede söylemem gerekirse kısa saç seksi olabilir.
5-Asla giymem dediğin kıyafetler?
Leoparlı bir kıyafet asla giymem.
6-Fiyatı gereği ulaşılması zor olan markalardan biri?
Kıyafet olarak hiç böyle bir takıntım yok.Ama canon fotoğraf makinesini uzun zamandır fiyatından dolayı alamıyorum.
7-En fazla yatırım yaptığın sektör?
Kızımla ilgili oyuncak,kıyafet,kitap
8-Kitap,film,spor hangisini diğerlerine göre daha fazla yapıyorsun?
Film Irmak doğdu doğalı pek izleyemiyorum;yaniiki buçuk saat yerimden kalkmadan film izlemek gibi bir lüksü yaratamıyorum malesef.Kitap okumaya gayret ediyorum.Spor ise hak getire...
9-Dışarıdayken yemek yemeyi en çok tercih ettiğin yerler?
Irmak yanımdaysa mama sandalyesi ve sıcak çorba olan herhangi bir lokanta ,restaruant olabilir.Yok yanımda değilse ayaküstü atıştırabileceğim her yer olabilir.
Ben de eğer yazmak isterse sevgili mummy'e paslıyorum.Kolay gelsin...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


